Barış İçin Akademisyenler’in “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini imzalayan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’ya 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Cezada indirime gidilmedi, erteleme yapılmadı.

Barış İçin Akademisyenlerin “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini  imzaladıkları için “Terör örgütü propagandası” suçlamasıyla yargılanan akademisyenlerden Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın karar duruşması görüldü.

Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi, 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Korur-Fincancı’ya 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Cezada indirime gidilmedi, erteleme yapılmadı. Dosya, İstinaf incelemesi için Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilecek.

şebnem korur fincancı ile ilgili görsel sonucu

Yargılamanın 13 Aralık 2018 tarihli dördüncü celsesinde mahkeme başkanı Akın Gürlek, mütalaa verilip karar aşamasına gelinen dosyaya yeni deliller eklendiğini söylemişti:

“Mahkememizce yapılan araştırmada sanık tarafından Özgür Gündem Gazetesine 12 Aralık 2018’de verdiği röportaj, 21 Aralık 2015’te Evrensel Gazetesine verdiği röportaj ve sanık tarafından TİHV başkanı sıfatıyla 3 Mart 2016’da Cizre ziyareti sırasında sınırlı gözleme dayalı ön inceleme raporu çıktıları dosyaya delil olarak alındı.”

Mahkeme Başkanı: Akın Gürlek – Üyeler: Ferhat Gülbağça, Ferhat Şahin – Savcı: Can Tümer Keriş.

Cezada indirime gidilmedi, ertelenmedi

Bianet’ten Tansu Pişkin’in haberine göre; mahkemenin kararında şu ifadelere yer verildi:

“Sanığın üzerine atılı ‘Terör örgütü propagandası suçundan’ eylemine uyan suçun işleniş şekli ve özelliği sanığın suç tarihinden hemen önce ve sonrasında vermiş olduğu röportajlarında kullanmış olduğu ifadeler, suça konu bildiri içeriğiyle örtüşecek şekilde TSK’nin tamamen savunma ve güvenlik amaçlı bölgedeki faaliyetini vahşet, soykırım girişimi, savaş suçu ve Kürt halkına topyekun saldırı olarak ifade etmesi, bölgede PKK/KCK silahlı terör örgütü tarafından yapılan hendek kazma eylemlerini övmesi, öz yönetim anlayışına sahip çıkması bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın güttüğü amaç ve saiki, sanığın kastının yoğunluğu, bildiriden sonraki bildiriyi sahiplenme ve kabullenme iradesi, suç konusunun önem ve değeri, oluşan tehlikenin boyutu dikkate alınarak taktiren cezanın yasal alt sınırından ayrılarak teşdit uygulanmasıyla sanığın 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,

“Suça konu bildirinin basın ve yayın yoluyla kamuoyuna duyurulmuş olması nedeniyle cezanın yarı oranında arttırılarak 1 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi.”

Mahkeme, “yasal imkan bulunmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) hükümlerinin uygulanmasına ve erteleme yapılmasına yer olmadığına hükmetti.

Fincancı’nın “duruşmadaki olumsuz gözlemlenen tutum ve davranışları” ile “suçun işlenmesinden sonra pişmanlık duymamasını” gerekçe göstererek cezada indirime gitmedi.

Duruşmadan ayrıntılar şöyle: 

SEGBİS açılmadı

Avukat Meriç Eyüboğlu, Korur-Fincancı’nın savunmasına geçilmeden önce duruşmanın SEGBİS ile kayıt altına alınmasını istedi. Savcı talebin reddini istedi.

Eyüboğlu “Bu mütalaa alınması gereken bir konu mu sayın başkan” diye sordu. Başkan “Ara karar yazıyoruz avukat hanım” sözleriyle yanıtladı.

Heyet, SEGBİS’in açılmasını reddettiği ara kararında “usul ekonomisi, kalem personelinin azlığı, daha sonradan kayıtların çözümü, bu aşaamada harcanacak emek ve mesai dikkate alınarak” ifadelerine yer verdi.

HAGB reddi

Korur-Fincancı esas hakkında mütalaaya ilişkin beyanını yazıl ve sözlü olarak sundu.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususundaki beyanında ise “Suçlu olduğumu düşünmüyorum. Bu nedenle kabul etmiyorum” dedi.

Heyetin reddi talebi

Avukat Meriç Eyüboğlu söz alarak “SEGBİS’i açmadınız. Söylediklerimin hepsinin tutanağa geçmesini istiyorum” dedi.

Başkan, “Sanık müdafinin beyanları özet olarak geçer. CMK’ya göre, beyanlarınızın tamamının yazılma zorunluluğu yok” diye yanıtladı.

Ardından Eyüboğlu, mahkemenin daha önce mahkumiyet kararları verdiğini, Prof. Dr. Gençay Gürsoy hakkında da duruşma sabahı dosyaya yeni belgeler alındığını hatırlattı ve hakimin-heyetin reddinin talep etti:

“Burada verilecek cezanın da alt sınırdan ayrılacak ceza olacağını şimdiden biliyoruz. Daha önce kararınızı açıkladığınız için objektif tarafsızlığınızı yitirdiğinizi; müvekkil ifadesini verirken yaptığınız müdahaleler ve dosyanın içine müvekkilin ifadesinde de yer alan TİHV raporu dahil olmak üzere yargılamayla ilgisi olmayan belgeler eklenmesi farklı bir ceza verilmesi saikiyle hareket edildiğini göstermesi itibariyle subjektif tarafsızlığınız yitirmiştir.”

Heyetin reddinin reddine

Savcı hakimin-heyetin reddi talebinin reddini istedi.

Heyet, “dosya kapsamı, dosyanın geldiği aşama ve son savunma aşaması dikkate alındığında” talebi “yargılamayı uzatmaya yönelik” olarak değerlendirdi. Hakimin-heyetin reddi talebinin reddine karar verdi.

Eyüboğlu: İtiraz edeceğiz

Eyüboğlu, 7 günlük süreç içinde itiraz edeceklerini sözlü olarak ifade etti. CMK’ya göre, “Acil işler dışında esasa ilişkin işlem yapılamayacağını” söyledi:

“Reddi istenen heyetin bugün bir karar vermesi hukuka aykırıdır. Bu sürenin tamamlanmasını ve duruşmanın bu aşamada sonlandırılmasını talep ediyoruz.”

Avukat Yıldız İmrek söz alarak, itirazlarının kabuk edilmesi gerektiğini savundu. “Siyasi iktidarın beklentileri doğrultusunda ifade özgürlüğünü susturucu bir rol oynadığınızı, bu saikle hareket ettiğinizi ve bu anlamda hızlandırıcı bir yargılama sürecini yaptığını göstermektedir” diye konuştu.

Savcı CMK 31 maddesi gereğince hakimin reddini geri çevirmesine verilen kararın reddine ilişkin talebin reddini istedi.

Kavili: Mütalaa bitmeden müzakere ettiniz

Avukat Ömer Kavili söz aldı ve “Savcının mütalaası bitmeden kararı müzakere ettiniz ve savcının cümlesi biter bitmez gereği düşünüldü dediniz. Kanun iki görüş birleştirilerek karar verilir diyor. Yargılamanın özü çelişkiyi tartışmaktır bir tarafı dinleyip diğer tarafı dinleme basiretini gösteremeyen heyetinizi ayrı ayrı ve birlikte reddediyorum. Siz bunu beklemeden yaptınız bu nedenle de heyetinizi bir kez daha reddediyorum” dedi.

Savcı, reddi hakim kararının bir kez daha reddini istedi.

Kavili’den “gerekçesiz” mütalaa itirazı

Ömer Kavili tekrar söz alarak, “İddia makamı gerekçesiz mütalaa verdi. Budapeşte savcıların rollerine dair ilkeler ve yargıtay içtihadına göre yeniden gerekçeli mütalaa veremeyecekse İstanbul başsavcısının buraya davet edilmesini talep ediyoruz” dedi.

Heyet savcıya tekrar görüş sormayınca Ömer Kavili bir kez daha söz aldı:

“İddia makamından benim talebim üzerine görüş almadınız. Yargıtay içtihadınız çiğnediniz. Yargılama usulüne uymanızı talep ediyorum. İddia makamından yeniden görüş alınsın. Eğer talebim görüş almadan reddedilecekse heyetin gerekçeli ara kararını zapta yazmasını istiyorum. Bir müfettiş gelirse zabıtta görsün istiyorum.”

Heyet bir kez daha reddetti

Heyet, “Bir önceki ara karar ve CMK 31/1-c maddesi uyarınca” heyetin reddi talebinin bir kez daha reddedildiğini açıkladı. Ömer Kavili’nin reddinin de bu kapsamda kaldığını söyleyerek reddini açıkladı. Avukatlardan son savunmalarını sordu.

Avukat Eyüboğlu, hakimin-heyetin reddi talebinin reddine karşı “Karar verildikten sonra hakimin reddi müessesesinin çalışmasının bir anlamı yoktur. Bu nedenle siz yasa koyucunun iradesine aykırı davranıyorsunuz” diye konuştu.

Korur-Fincancı: Zola’nın dediği gibi… 

Avukatların savunmalarının ardından son sözleri sorulan Korur- Fincancı şu ifadelere yer verdi:

“Bu topraklar ağır acıların yaşandığı topraklar. Biz burada bugün yüzleşememenin acısını görüyoruz.

“Bugün 19 Aralık; bundan 18 yıl önce cezaevlerine saldırılıp ‘hayata dönüş operasyonu’ yapıldı. 40 yıl önce Maraş katliamı yapıldı. Bunlarla yüzleşmeyi başardığımızda bu yargılamaların utanç belgesi olacağını düşünüyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum. Emile Zola’nın dediği gibi ‘Asıl ben itham ediyorum’.”

Duruşmayı izleyenler

Duruşmayı izleyenler arasında TİHV genel sekreteri Metin Bakkalcı, CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP milletvekilleri Züleyha Gülüm ve Necdet İpekyüz, Emep Genel Başkanı Selma Gürkan, çok sayıda akademisyen, gazeteci ve hak savunucusu yer aldı.

Şebnem Korur Fincancı hakkında

Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Başkanı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı (Prof. Dr.)

Türkiye’de işkencenin yaygın olduğu ve yetkililerin işkencenin üstünü örttüğü 1990’larda, işkenceyi saptayan raporlar verdikçe ve tıp etiği üzerine yazılar yazdıkça, devletin baskı ve engellemeleriyle karşılaştı.

1996’da Birleşmiş Milletler Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi adına, Bosna’nın Kalesija bölgesinde toplu mezarlardan çıkarılan cesetlerin otopsi çalışmalarına katıldı.

Uluslararası İşkence Rehabilitasyon Merkezi (IRTC) adına gittiği Bahreyn’de, turist kılığına bürünerek, denizde cesedi bulunan ve polise göre boğularak ölen gencin vücudundan doku örnekleri aldı. Örnekleri Türkiye’ye getirdi ve yaptığı otopside gencin, ailesinin de iddia ettiği gibi, gözaltında işkenceyle öldürüldüğünü tespit etti.

Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü eski Müdürü Adil Serdar Saçan’ın yaptığı işkenceleri kanıtladı. Ergenekon örgütü tarafından telefonlarının dinlendiği, kişisel bilgilerinin dosyalandığı gerekçeleriyle yaptığı müdahale başvurusu kabul edildi, birey olarak Ergenekon davasının tek müdahili oldu.

1959 İstanbul doğumlu. İnsan hakları, işkence, kadın hakları, aile içi şiddet, postmortem interval histopatolojik ve biokimyasal postmortem değişimler üzerine çalışıyor..

Kadıköy Maarif Koleji (Kadıköy Anadolu Lisesi), İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji’yi bitirdi.

Adli Tıp uzmanlık eğitimi öncesi zorunlu hizmetini Gaziantep ve Konya’da Verem Savaş dispanserlerinde yaptı.

Adli Tıp Kurumu I. İhtisas Kurulu Raportörü, Gözlem İhtisas Dairesi sorumlu uzmanıydı.  1996’da profesörlük unvanı aldı. Sonraki Adli Tıp Anabilim Dalı başkanı oldu. 2004’te görevinden alındı, 2005’te mahkeme ve YÖK kararıyla görevine geri döndü. Adli Tıp Kurulu’nda başkan ve üye olarak görev yaptı, görevden alındığında Danışay kararıyla geri döndü.

Türk Tabipleri Birliği, İstanbul Tabip Odası, Türk Pataloji Derneği, Ceza Hukuku Araştırmaları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Adli Tıp Uzmanları Derneği’nde üye, kurucu, yönetim kurulu üyesi ve başkanlık görevlerinden bulundu.

Forensic Science Society (Harrogate, İngiltere), International Academy of Legal Medicine, New York Academy of Sciences, Association de Droit Penale Internationale (Fransa) üyesi.

2003’te Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu’nda Türk Tabipleri Birliği temsilcisi olarak üyeydi.

Üniversite tıp dergilerinde danışma kurulu üyeliği yaptı. Türkiye içi ve dışında araştırma projeleri ve meslek içi eğitim programlarında yer aldı. Makaleleri Türkiye içi ve dışında sayısız bilimsel dergide yayımlandı.

Ödüller: IRCT Bent Sorensen Grant, (1997), İstanbul Üniversitesi Uluslar arası Bilime Katkı Belgesi (1999), İstanbul Tabip Odası Sevinç Özgüner İnsan Hakları, Barış ve Demokrasi Ödülü (2000), Diyarbakır Tabip Odası Barış, Dostluk ve Demokrasi Ödülü (2000), Açık Sayfa Barış, Demokrasi ve Hukuka Katkı Ödülü (2000), International People’s Lawyers Eminent Person Grant (2000), BEKSAV Ödülü, (2001), Uluslararası Hrant Dink Vakfı Ödülü (2014), İnsan Hakları Ödülü (2017), Hessen Barış Ödülü (2018).