İsveç’te Greta Thunberg isimli bir öğrenci 2018 yılının Ağustos ayından itibaren “İklim İçin Okul Grevi“ sloganı ile okuluna gitmeyerek İsveç Parlementosu önünde oturma eylemi başlattı. İklim krizine karşı alınan önlemlerin yetersizliğine karşı yapılan bu eylem kısa sürede başta Avrupa olmak üzere tüm dünyada karşılık buldu. “Gelecek İçin Cumalar“ ismi ile 15 Mart ve 24 Mayıs’ta örgütlenen iklim grevlerine ise 100 ülkeden 2 milyon genç katılmıştı. Şimdi ise 20-27 Eylül “İklim Grev Haftası“ ilan edildi.

Dünya alarm zillerini çalmaktadır. Tüm doğanın kendi hizmetinde olduğu düşüncesi ile onu sömüren insanlığa, kapitalizme isyan etmektedir. Bir yandan mevsimlerde kaymalar yaşanırken diğer taraftan buzullar erimektedir. Atmosfere salınan sera gazı dünyanın tüm dengesini bozarken, bitki örtüleri yok edilmekte, denizler, akarsular kirletilmekte, spor adı altında avcılıkla hayvan türleri yok edilmektedir. Dünya hızla ısınmakta yaşam alanları çölleşmektedir. Buzullar hızla erimektedir. Buzulların erimesi demek su seviyesinin yükselmesi, güneş ışınlarının geri yansıtılamaması ve dünyanın daha fazla ısınması anlamına geliyor. Buna rağmen ABD başkanı Trump hızla eriyen Grönland’ı satın alarak doğalgaz çıkarmayı düşünmektedir. Kapitalistler dünya yok olurken bile nasıl kar edebileceklerinin hesabını yapmaktadır.

İnsanlığın sınırsız ihtiyaçlarını karşılamak için üretimin yapılması gerektiği yalanının altında kapitalistlerin sınırsız kar hırsı yatmaktadır.

Tüm canlıların ortak yaşam alanı olan dünyamız, bir grup azınlığın servetlerini arttırmak için yüzyıllardır sömürülmektedir. Gelinen aşamada dünya yok olmakla karşı karşıya kalmıştır.

Ülkemiz de ise dünyadan bağımsız olmayan bir politika işletilmektedir. Ülkenin her karış toprağı sermayeye peşkeş çekilmiş, insan ve kar merkezli bir anlayışla sömürülmüştür. Tüm ırmakların ve derelerin akışı HES’lerle, barajlarla kesilmiştir. Mersin’den Sinop’a ülke nükleer santrallerle sarılmıştır. Tüm şehirler betona gömülmüş, kıyılar ve yaylalar talan edilmiştir. Maden bulmak için yeryüzü delik deşik edilmiştir. Tüm bunlara karşı direnenler olmuş, yılları bulan Nükleer Karşıtı mücadele, tüm ülkeye yayılan Bergama, Cerattepe ve Kaz Dağları direnişleri ve ülkenin her köşesinde su için, toprak için ve doğa için direnişler yıllardır sürmektedir.

Kar için her şeyi mübah gören kapitalist sistem dünyayı yaşanılır bir yer olmaktan çıkarmıştır.  Sorunların başına “sürdürülebilirlik, temiz veya yeşil gibi sıfatlar“ getirilmesinin hiçbir sorunu çözmediği anlaşılmıştır. Bu politikalar sadece sermayeye yeni alanlar açmaktadır.

Biz öğrenciler sadece kendi geleceğimiz için değil bu dünyayı beraber paylaştığımız tüm canlılar için bu yok oluşa karşı mücadele ediyoruz.

İnsanlık hem kendisi hem de tüm canlılar için bir karar sürecindedir. Ya bir grup azınlığın zenginliği için kendimizle beraber dünyayı yok edeceğiz yada doğayı ve yaşamı savunan, doğanın kendi kendisini yenilemesine izin veren bir sistem kuracağız.

İsveç’ten Avrupa’dan öğrencilerin yükselttiği bu çığlığa ses veriyoruz. 20-27 Eylül’de yaşanılabilir bir dünya için bu çığlığı yaymaya çağırıyoruz. Gelecek için dünyamız için seferber olmak zorundayız. Başka bir dünya mümkün ve onu kurmak bizlerin elinde.

Öğrenci İnisiyatifi