SEÇTİKLERİMİZ – Yücel ÖZDEMİR, Evrensel için yazdı: “2012 yılında Almanya Federal Parlamentosu tarafından hazırlanan “Halkı Koruma Risk Analizi Raporu 2012”de, 2020 yılında SARS Koronavirüs adında bir virüsün çıkacağı öngörüldü ancak hiçbir önlem alınmadı.”

Almanya Başbakanı Angela Merkel, yaptığı “Ulusa Sesleniş” konuşmasına lafı evirip çevirip “Durum ciddi. Siz de ciddiye alın”a getirdi. Ancak bu durumdan nasıl ve ne zaman çıkılacağı konusunda hiçbir şey söylemedi. Söylememeye de özen gösterdi.

Her zaman “en kötü senaryo”ya hazırlıklı olan Almanya’nın şimdi bir çözüm yok. Varsa bile dillendirilmiyor.

Lafı dolandırmadan söylemekte yarar var.

Almanya, dünyanın başına dert olan koronavirüse benzer bir virüsün Asya’dan başlayarak dünyaya yayılacağı senaryosunu tam 8 yıl önce yazdı. 17. Dönem Federal Parlamentosu tarafından hazırlanan ve Ocak 2013’te onaylanan “Halkı Koruma Risk Analizi Raporu 2012”* halen Federal Halk Koruma ve Afet Durumları Yardım Dairesi (BBK) adlı kurumun internet sitesinde duruyor.

Raporda koronavirüse benzer virüs “Modi-SARS” olarak adlandırılarak bir senaryo üzerinde cidden çalışılıyor.

10.12.2012 tarihli raporun dördüncü ek belgesinde dünya geneline yayılacak pandemi virüsten parantez içinde “örneğin SARS-Coronavirüs” olarak söz ediliyor (Sayfa 57). Bu virüsün “SARS-CoV” ile akraba olduğu, 2012’de 6 kişide görüldüğü, iki kişinin öldüğü bilgisine yer verildiği raporda, yakalanan kişilerden birisinin Almanya’da tedavi gördüğü ve iyileştiği yazılıyor (s.57).

Buraya kadar olanlar senaryo değil.

İyileşen hastanın nerede ve hangi tedavi yönteminin kullanıldığı bilgisine yer verilmiyor. Ancak bunun ABD ile Almanya arasında tartışma konusu olan CureVac firmasıyla bir şekilde bağlantısı olması kuvvetle muhtemel. Çünkü hem ABD’nin para hesabı yapmadan CureVac’ı satın almak istemesi hem de AB’nin 80 milyon Euro kredi vermesi olasılığı güçlendiriyor.

58. sayfada başlayan senaryoda küresel çapta ortaya çıkacağı belirtilen “Modi-SARS” virüsü için belirti olarak sıralanan semptomların çoğu bugünkü koronavirüs ile bire bir aynı. Bu nedenle senaryoyu yazanların başgösteren semptomlardan haberdar olma olasılığı yüksek.

Çünkü, söz konusu virüsün en erken 3-5 gün, en geç 14 gün içinde kendisini hissettireceğinden söz ediliyor. Bugün de karantina için belirlene süre 14 gün.

59. sayfada “Mondi-SARS”a karşı alınması gereken önlemler sıralanırken, bugünkü önlemlerle tıpa tıp aynı. Aynı sayfada en dikkat çekici olan ise virüsün öncelikle Asya, Kuzey Amerika ve Avrupa olmak üzere, küresel düzeyde etkili olacağı net olarak yazılıyor.

Senaryoda zamanlama olarak Modi-SARS’ın ilk olarak şubat ayında Asya’da ortaya çıkacağı, birkaç hafta içinde yayılacağı ve nisan ayında Almanya’ya geleceği yazılıyor. Burada bir-iki ay farkla tahmin olduğu gibi tutuyor. Ve virüsün ilk olarak Güney Asya’da pazarlarda satılan hayvanlardan insanlara bulaşacağı da açık olarak yazılıyor. (s.60)

Bir sayfa sonra ilacın bulunması, uygulanması ve üretilmesi sürecinin üç yıl alabileceği yazılıyor. Eğer virüs bu süreçte mutasyon geçirmezse…

Bu üç yıl içinde Almanya’da 7,5 milyon insanın ölebileceği senaryoda yazılıyor. Üç dalga halinde devam edeceği belirtilen süreçte etkili önlemlerin alınmaması durumunda 19 milyon insanın ölebileceği de ifade ediliyor.

Önlem olarak bugün yapılanlar sıralanıyor. 69. sayfada temel hak ve özgürlüklerin, serbest dolaşım ve gösteri hakkının kısıtlanabileceği açıkça yazılmış. Modi-SARS’ın yaratacağı ekonomik ve sosyal sorunlar da ayrıntılı olarak incelenmiş. Sonuçta soygun, vandalizm, kanunsuz gösterilerin olabileceği hesaba katılmış, ancak bunların gidişatı değiştirmeyeceği belirtilmiş. Bu sürecin politik sarsılmalara yol açıp açmayacağı ise hükümetlerin süreci yönetme kabiliyetine bağlanıyor. “Eğer kriz doğru bir şekilde yönetilebilirse politik sonuçları sarsıcı olmaz deniliyor” (s.80).

Yetkili daireler 8 yıl önce hazırlanan sözünü ettiğimiz “Risk Analiz Raporu”nun doğru olduğunu kabul ediyor.

Hükümet için “Modi-SARS” senaryosu hazırlayanlar arasında bugün Almanya’da koronavirüs takip merkezi durumuna gelen Robert Koch Enstitüsü de var. Enstitüsü sözcüsü Correctiv.org’a verdiği yazılı cevapta senaryoyu “Olabilecek azami olay” üzerindeki çalışma olarak nitelendirilerek “Modi-SARS’ın amacı olanları önceden ve pandemik yayılmanın etkilerini söylemek değil, teorik açıdan olabilecek insandan insana bulaşma konusunda azami senaryo (Maximalszenario) hazırlandı” denildi.

Correctiv.org’un sorularını yazılı olarak yanıtlayan BBK de, raporu, “Risk Analiz Raporu”nda elde edilen sonuçlar bilgi ve karar vermeye hizmet etmeli” diyor.

Özetle Almanya, 2012’de koronavirüs senaryosu üzerinde çalışma yapmaya başlamış. Ancak bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda alınması gereken önlemler konusunda ise bir senaryo yok. Tersine sağlık sektörü her geçen gün biraz daha özelleştirildi, sağlığa ayrılan bütçe kesildi ve bu alandaki personel açığı büyüdü. Felaket senaryosu hazırladıktan sonra buna karşı bir senaryo hazırlamamak, felakete davetiye çıkarmaktan başka bir şey değil.

*Bericht zur Risikoanalyse im Bevölkerungsschutz 2012